11 Mart 2010 Perşembe

CHARLES DARWIN'İN DİNDAR OLDUĞU YANILGISI

Evrim teorisini savunan inançlı insanların büyük bölümü, Darwin'in dine karşı bir insan olmadığını, hatta dindar olduğunu öne sürerler. Kuşkusuz bu çok büyük bir yanılgıdır. Çünkü Darwin, Allah'a ve dine karşı olumsuz bakış açısını tam anlamıyla ortaya koymuş bir kişidir.

Darwin gençlik yıllarında Allah'ın varlığına inanmasına karşın, giderek inancını yitirmiş ve orta yaşlarından itibaren bir ateist olarak yaşamıştır. Buna rağmen başta dindar olan eşi olmak üzere, yakın akrabalarını ve inançlı kesimi karşısına almamak için bu fikirlerini açıklamaktan genel olarak çekinmiştir. Darwinist tarihçi Gertrude Himmelfarb'ın Darwin and Darwinian Revolution (Darwin ve Darwinci Devrim) adlı kitabında "Darwin'in inançsızlığının tüm ölçüsü ne onun basılan çalışmalarında ne de basılan otobiyografisinde görülebilir, bu detaylar sadece onun otobiyografisinin orijinal versiyonunda vardır."16 denilmektedir. Yine Himmelfarb'ın kitabında, Darwin'in oğlu Francis Darwin'in, The Life and Letters of Charles Darwin (Charles Darwin'in Hayatı ve Mektupları) adlı kitabı yayınlayacağı sıralarda Darwin'in eşi Emma'nın buna karşı çıkarak, onun ölümünden sonra skandalların oluşmasına izin vermek istemediği belirtilmektedir. Emma Darwin, oğlunu, kitapta çok açık bir şekilde yer alan dinsizlikle ilgili ifadeleri çıkarması konusunda ciddi bir şekilde uyarmıştır. Ailesi, bu ifadelerin Darwin'i tüm dünyanın gözünde alçaltacağını düşünerek buna karşı çıkmıştır. 17

Neo-Darwinizm'in kurucularından biyolog Ernst Mayr'e göre ise, "Darwin'in 1836-39 yıllarında, Malthus'un yazılarını okumadan önce inancını yitirdiği aşikardır. Arkadaşlarının ve karısının hislerini incitmemek için yayınlarında daha çok Allah'ın varlığına inanan bir üslup kullanmıştır. Fakat not defterlerindeki ifadelerinin çoğu bir materyalist olduğunu göstermektedir."18

Darwin, ailesinin tepkisini dikkate aldığı için hayatı boyunca dini konulardaki fikirlerini büyük bir gizlilik içinde tutmuştur. Aslında bu gizliliğin sebebini bizzat kendisi şöyle açıklamıştır:

"Yıllar önce bir arkadaşım eğer İngiltere'de bilimi geliştirmek istiyorsam, bana şiddetle çalışmalarımda din konusuna yer vermemeyi tavsiye etti ve bu beni iki konunun ortak ilişkisini düşünmemeye itti. Eğer gelecekte dünyanın ne kadar liberal olacağını tahmin edebilseydim, belki de farklı davranırdım."19

Son cümlesinden de anlaşıldığı gibi Darwin, şayet tepki almayacağını bilebilmiş olsaydı, belki de bu kadar ketum davranmazdı. Ancak tepkileri çekmemek için gerçek fikirlerini olabildiğince gizlemeyi uygun bulmuştur. Nitekim Karl Marx, Das Kapital adlı eserini Darwin'e ithaf etmek istediğinde de Darwin, yine ailesini mazeret göstermiş, böylesine ateist fikirler üzerine bina edilmiş bir kitapla arasındaki bağın aile üyelerini şiddetle rahatsız edeceğini söyleyerek, Marx'ın bu teklifini reddetmiştir.20 Ancak Darwin'in manevi kavramlara ve inançlara olan sapkın bakış açısını kuzenine söylediği şu sözlerde bulabiliriz:

"Tüm insan duygularına, hayvanlarda izi sürülebilecek olan bir mikrop olarak bakıyorum."21
Devamında ise din ve Allah inancı hakkında şöyle bir yanılgıyı ifade ediyordu:

"Çocukların zihnine aşılanan Allah inancına dair ısrarlı telkinlerin, henüz tam olarak gelişmemiş beyinlerinde güçlü ve hatta belki de kalıtımsal bir etki oluşturma ihtimali göz ardı edilmemelidir; çünkü nasıl bir maymunun, bir yılana karşı duyduğu içgüdüsel kin ve korkuyu atması zorsa Allah inançlarını da kafalarından atmak o kadar zor olacaktır." 22
Görüldüğü gibi, Darwin hem çocuklara Allah inancının öğretilmesine karşı çıkmış, hem de onların zihinlerinden bu inancın atılması gerektiğini savunmuştur. Elbette bu Darwin'in en büyük yanılgılarından biridir. Allah'a iman etmek ve din ahlakını gereği gibi yaşamak, hem kişilerin hem de toplumların huzur ve mutluluk bulacakları, hem dünyada hem de ahirette kurtuluşa erecekleri çok büyük güzelliktir. Darwin'in iddia ettiği gibi, insanların Allah'a imandan ve din ahlakını yaşamaktan uzaklaşmaları ise son derece tehlikelidir. İnsanlık tarihi bu gerçeğin örnekleriyle doludur.
Darwin'in bu din aleyhtarı görüşleri günümüz evrimcilerine de miras kalmıştır. Nasıl ki Darwin çocukların eğitiminde Allah inancını tanımalarına fırsat vermek istememişse, benzer şekilde bugünün evrimcileri de okullarda yaratılışın anlatılmasına şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Pek çok ülkede eğitim müfredatlarından "yaratılış" konusunu çıkarmak için yoğun bir lobi faaliyeti içindedirler.

DARWIN'İN DİNSİZ KİMLİĞİ VE BUNU SAKLAMA ÇABASI

Darwin'in hayatını incelediğimizde gençlik yıllarında bu derece inançsız olmadığını görürüz. Kendisi o dönemleri ile ilgili bir mektubunda şunları anlatır:

"Daha önceleri, ben de -her ne kadar bende dinsel duygunun iyice geliştiğini düşünmemekle birlikte- başkaları gibi Tanrı'nın varlığına ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıştım."23
Darwin and Darwinian Revolution (Darwin ve Darwinci Devrim) adlı kitapta Gertrude Himmerfarb onun bu durumunu bir örnekle tarif eder:

"... çoğu insan tarafından hissedilen derin inanç ve duygular onun Allah'ın varlığına inanmasını sağlayamazdı. Kendi kendisine bir zamanlar böyle duyguları olduğunu itiraf ediyordu: Brezilya ormanlarının ihtişamı içindeyken, bir insanda 'nefes alıp veren bedenin dışında bir varlık daha olması gerektiği' düşüncesine sahipti. Fakat ondan sonra en görkemli manzaralar dahi zihninde bu tür düşünceleri uyandıramadı."24

Bu örnekte de görüldüğü gibi, Darwin hayatının gençlik dönemlerinde çevresine daha vicdanlı bakmakta ve vicdanının sesini dinleyerek, Allah'ın varlığını fark etmektedir. Ancak sonraları bu apaçık gerçekleri göremez hale gelmiştir. Darwin bir ifadesinde kendi inançsızlığını şöyle anlatır:

" ... Böylece inançsızlık yavaş yavaş beni sardı ve sonunda tamamlandı." 25

Aynı kitapta Darwin'in babasının, evlenmek üzere olan oğluna, inancı konusundaki şüphelerini eşinden saklaması yönünde telkinde bulunduğu da yazılmaktadır. Fakat yine de eşi Emma onun azalan inancından ilk andan itibaren haberdardır. Darwin'in İnsanın Türeyişi (Descent of Man) adlı kitabı yayınlandığında, Emma Darwin, kitabın içindeki din karşıtı fikirlerden ötürü kızına şöyle bir itirafta bulunmuştu:

"... Allah inancını kendinden uzaklaştırdığı için ondan çok nefret edeceğim." 26
Darwin başka bir sözünde ise din hakkındaki gerçek düşüncelerini şöyle ifade ediyordu:
Dini inançlarım Türlerin Kökeni'ni yazdığım zamandan itibaren yavaş yavaş ve bir çok aşama sonucunda oldukça zayıfladı. 27

Darwin aynı zamanda insanların inançlı olmalarını da kendince garip karşılıyor ve sözde ilkel hayvanlardan evrimleşerek meydana geldiğine inandığı insanların inançlarına güvenemeyeceği gibi çarpık bir mantık ileri sürüyordu:

"En aşağı hayvanların sahip olduğu kadar bir beyinden gelişmiş ve böyle sonuçlara varan inanç dolu bir insanın kafasına ne kadar güvenilebilir?" 28

Elbette, Darwin bu konuda da yanılıyordu. Günümüzde tüm bilimsel bulguların da açıkça ortaya koyduğu gibi, insanın Darwin'in iddia ettiği gibi hayvanlardan evrimleştiği hiçbir şekilde doğru değildir. İnsan, ilk var olduğu günden beri insandır. Akla, zekaya, kavrama ve muhakeme yeteneğine sahiptir. Allah'a iman da, akla ve kavrama kabiliyetine sahip olan herkesin, çevresinde gördüğü delillerden kolayca varabileceği tek akılcı ve gerçek sonuçtur.

Charles Darwin'in, Allah'ın varlığını kabul etmemesinin temel nedeni ise, kibiriydi. Bunu aşağıdaki ifadelerinde görmek mümkündür:

"Herşeye gücü yeten ve herşeyi bilen bir Allah'ın, her buyruğu verdiği ve herşeyi bildiği kabul edilmeli. Dürüstçe söylemek gerekirse, ben bunu kabul edemiyorum."29

Kendi yaşam hikayesine eklediği kısa el yazısında ise şunları söylüyordu:
"Herhangi bir büyük günah işlediysem, bunun için pişmanlık duymuyorum." 30
Darwin'in buraya kadar yer verdiğimiz Allah'ın varlığını ve dini inkar eden ifadeleri, aslında klasik bir inkarcı mantığıdır. İnkar edenlerin vicdanen fark ettikleri halde kibirleri nedeniyle

Allah'ı inkar ettikleri bir ayette şöyle haber verilir:

"Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14)"

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta şudur: Charles Darwin'in ateizmi, teorisinin şekillenmesindeki en büyük etken olmuştur. Tüm gözlem ve tespitlerini, canlılığın yaratılmadığı yanılgısına göre yorumlayabilmek için, elde ettiği bilgileri çarpıtmıştır. Türlerin Kökeni okunduğunda, Darwin'in karşısına çıkan tüm yaratılış delillerini (örneğin canlıların kompleks yapısını, fosil kayıtlarındaki "aniden belirme" olgusunu, canlılardaki doğal çeşitlenmenin sınırlarını gösteren verileri) hep bir şekilde reddetmek için uğraştığı, reddedemediklerini de "belki ilerde bir gün bu konu çözülür" yaklaşımı içinde geleceğe havale ettiği açıkça görülür. Eğer tarafsız bir bilim adamı olsa, böyle bir ısrar sergilemezdi. Kullandığı üslup ve yöntem, Darwin'in bir ateist olduğunu, dahası bunun teorisinin temelini oluşturduğunu göstermektedir.

Nitekim 150 yıldır ateistlerin Darwin'e sahip çıkmalarının, dinsiz ideolojilerin de Darwinizm'e atıfta bulunmalarının sebebi, Darwin'in inançsızlığına dair kesin kanaatlerinin olmasıdır. Şu durumda Darwin'in ateizmi somut bir gerçek iken, hala bazı Müslümanların, Darwin'in dindar olduğunu ya da dine karşı olmadığını söyleyip, onun teorisini savunmaları, ona ve onun gibi düşünenlere destek vermeleri ve bu şekilde ateistlerle aynı safta yer almaları çok büyük bir hata olacaktır. İşte bu nedenle söz konusu Müslümanların içinde bulundukları bu büyük yanılgıdan kurtulmaları gerekmektedir.